Şantiyenin tozunu yutmuş, o ağır makine yağının kokusunu içine çekmiş hangi usta başına gitseniz, “Önce İş Güvenliği” levhasının altından geçerken size bıyık altından güler. Çünkü sahadaki gerçek, o renkli tabelalarda yazanlara pek benzemez. Dürüst olalım; iş güvenliği hiçbir zaman “birinci” öncelik falan değildir.

Eğer güvenliği gerçekten her şeyin önüne koysaydık, o gemi limandan hiç ayrılmazdı. Vincin kontağına basmaz, o derin kazı temelini asla açmazdık. Bizim buradaki varlık sebebimiz üretimdir; taş üstüne taş koymak, o çarkı döndürmektir. Güvenlik, bu üretimi yaparken elimizdeki canı ve malı korumamıza yarayan, bizi oyunun içinde tutan o katı sınır çizgisidir aslında. Değeri yok etmeden hedefe ulaşmamızı sağlayan bir fren mekanizmasıdır desek yeridir.

Asıl kıyamet, üretimin hızı ile güvenliğin titizliği karşı karşıya geldiğinde kopar. Literatürde “Verimlilik ve Titizlik Dengesi” (ETTO) dediğimiz o belalı durum çıkar karşımıza. İnsan doğası gereği, ensesinde bir teslim tarihi hissettiği an verimliliğe doğru meyleder. Baskı altındaki bir operatör için o beş dakikalık kontrol listesi, bir güvenlik adımı değil, sadece işi geciktiren bir ayak bağıdır artık.

Hiç kimse sabah evden “Bugün bir kaza yapayım da işler aksasın” diye çıkmaz. Ama “şunu hızlıca hallediverelim” diye çıkar. On dakikalık izin prosedürünü mü bekliceksiniz yoksa “iki dakikada hallederiz” mi diyeceksiniz? Doğru takımı getirmek için depoya yürümek yerine elinizdeki uyduruk aletle mi zorlayacaksınız? Paydos saati gelmişken, yorgun argın o son vidayı da sıkmaya çalışmak mı?

Yönetim katındaki klimalı odalarda “İSG bizim kırmızı çizgimizdir” demek kolaydır. Ancak aşağıda, şantiyede ki takvim sıkıştığında ve proje müdürü telsizden “Nerede kaldınız?” diye bağırdığında, o kırmızı çizgiler birer birer silinmeye başlar.

Şirketlerin en büyük hatası da burada başlıyor: Çalışana “Güvenlik her şeydir” deyip, primini “hıza” göre verirseniz, o adama yalan söylemiş olursunuz. Kültürle nakit para kavgaya tutuşursa, sahadaki o tecrübeli ustalar bilir ki; her zaman cüzdan galip gelir. Eğer sisteminiz hızı ödüllendirip güvenliği sadece bir kağıt küreği işi olarak görüyorsa, o bareti takmanın da bir anlamı kalmaz.

İşin aslı şudur: Güvenliği bir “öncelik” olarak değil, işin ayrılmaz bir parçası, üretimin tek yolu olarak görmediğiniz sürece, o kaza raporlarını yazmaya devam ederiz. Bu yüzden, sahada hızı değil, doğru ve emniyetli operasyonu ödüllendirmeyen hiçbir sistem, 6331 sayılı kanunun ruhuna dokunamaz.